Uzman Psikolog Nezda Esen: Ruh sağlığı görmezden gelindikçe sorunlar derinleşiyor
Автор: gazetedetay
Загружено: 2026-01-16
Просмотров: 51
Diyarbakır’da ruh sağlığına bakış, bireylerin yaşadığı psikolojik sorunlar, gençler ve ergenler üzerindeki baskılar ile terapiye yönelik toplumsal algı, Uzman Psikolog Nezda Esen ile yapılan kapsamlı söyleşide tüm yönleriyle masaya yatırıldı. Muhabirimiz Ramazan Seykan, Diyarbakır’da ruh sağlığı alanında giderek artan ihtiyaçları ve bu alanda yaşanan dönüşümü Uzman Psikolog Esen’e sordu.
Yetişkinler, çocuklar ve ergenlerle aktif olarak çalıştığını, aynı zamanda bağımlılık alanında da danışanlara hizmet verdiğini belirten Uzman Psikolog Nezda Esen, uzmanlık eğitimini İsviçre’de tamamladığını ifade etti. Esen, hem bireysel hem de toplumsal travmaların ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin her geçen gün daha görünür hale geldiğini vurguladı.
“Diyarbakır’da ruh sağlığına bakış eskiye göre değişti”
Diyarbakır’da ruh sağlığına yönelik yaklaşımın geçmiş yıllara kıyasla daha olumlu bir noktaya geldiğini belirten Esen, yine de bu değişimin yeterli olmadığını dile getirdi.
“Eskiden psikoloğa gitmek neredeyse ayıplanan bir durumdu. Bugün bu algı kısmen kırılmış durumda. İnsanlar artık daha rahat bir şekilde ‘destek alıyorum’ diyebiliyor. Bu, bizim açımızdan sevindirici bir gelişme. Ancak hâlâ ciddi bir çekingenlik ve önyargı söz konusu. Özellikle bazı yaş gruplarında ve aile yapılarında bu durum daha belirgin” dedi.
Kaygı bozuklukları ve travmalar ilk sırada
Günümüzde en sık karşılaşılan psikolojik sorunlara değinen Esen, Türkiye’nin son yıllarda üst üste yaşadığı krizlerin ruh sağlığını derinden etkilediğini ifade etti.
“Deprem, pandemi, ekonomik kriz, göç ve toplumsal belirsizlikler insanların gelecek algısını ciddi şekilde sarstı. Kaygı bozuklukları, anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu çok yaygın hale geldi. İnsanlar artık sadece bugünü değil, yarını da düşünmekten yorulmuş durumda” diye konuştu.
Toplumsal olaylar ruhsal dayanıklılığı zayıflatıyor
Ekonomik sıkıntılar, göç ve şiddet olaylarının bireylerin ruh sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çeken Esen, bu faktörlerin tek başına değil, iç içe geçerek sorunları derinleştirdiğini söyledi.
“Göç, kişinin aidiyet duygusunu zedeler. Ekonomik kriz, çaresizlik hissini artırır. Şiddet ise sürekli bir tehdit algısı yaratır. Bunların tamamı bireylerde kaygı ve depresyonu besleyen unsurlar. Çoğu zaman karşımıza maskeli depresyon olarak çıkıyor; kişi farkında olmadan tükeniyor” dedi.
“Ruh sağlığı hâlâ tam anlamıyla tabu”
Ruh sağlığı sorunlarının toplumda hâlâ tabu olarak görüldüğünü vurgulayan Esen, bu algının kırılması için daha fazla bilinçlendirme çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Psikoloğa gitmek hâlâ ‘delilik’ ile eşdeğer görülüyor. Oysa bu son derece yanlış bir bakış açısı. Mesleğimizin tanıtımının yapılması, okullarda ve toplumsal alanlarda ruh sağlığına dair eğitimlerin verilmesi çok önemli. Diziler ve filmler bu noktada bir farkındalık yarattı ama yeterli değil” ifadelerini kullandı.
Sürekli yorgunluk bir ‘beni fark et’ çağrısı olabilir
Sürekli yorgunluk ve isteksizliğin psikolojik bir alarm olabileceğini söyleyen Esen, bu durumun mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirtti.
“Bazen fiziksel değerler düşüktür, bazen de ruhsal yorgunluk bedene yansır. Sürekli halsizlik, isteksizlik ve hayattan keyif alamama hali ruhsal tükenmişliğin habercisi olabilir. Bu bir ‘beni fark et’ sinyalidir” dedi.
Gençler ağır bir baskı altında
Gençlerde psikolojik sorunların neden arttığına da değinen Uzman Psikolog Esen, özellikle sosyal baskı ve rekabet ortamının gençleri yıprattığını söyledi.
“Gençler artık gençliğini yaşayamıyor. Ön ergenlik yaşı çok düştü. Oyun çağındaki çocuklar bile beden algısı, estetik kaygılar ve popülerlik yarışı içinde. ‘En iyisi olmalıyım, en pahalıya sahip olmalıyım’ düşüncesi gençleri ciddi bir stres altına sokuyor” diye konuştu.
Sosyal medya bağımlılığı tehlikesi
Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkilerine de değinen Esen, kontrolsüz kullanımın ciddi sorunlara yol açtığını vurguladı.
“Ekran bağımlılığı, dijital bağımlılık ve alışveriş bağımlılığı çok yaygın. İnsanlar duygularını sosyal medya üzerinden var etmeye çalışıyor. Bu durum hem mahremiyeti zedeliyor hem de gerçek hayattan kopuşa neden oluyor” dedi.
Ailelere çağrı: Gözlemleyin ve dinleyin
Ailelerin çocuklarının psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu nasıl anlayabileceğini anlatan Esen, özellikle iletişimin altını çizdi.
“Gençlerin en büyük şikâyeti ‘beni kimse anlamıyor’. Anne babaların sabırlı olması, çocuklarını gerçekten dinlemesi gerekiyor. Kalabalık aile yapısı gözlemi zorlaştırsa da çocukların söyledikleri cümleler bize çok şey anlatır” ifadelerini kullandı.
Aile içi iletişimde ‘ben’ değil ‘biz’ olmalı
Aile içi iletişim problemlerinin temelinde bireyselleşmenin yanlış anlaşılması olduğunu belirten Esen, “Ben” kavramının “biz”in önüne geçtiğini söyledi.
“Sosyal medya ve ekran kullanımı aile içi iletişimi azalttı. Sorunlar konuşulmuyor, üstü kapatılıyor. Oysa aile bir bütündür ve sorunlar birlikte çözülmelidir” dedi.
Devamı:https://gazetedetay.com/
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: