Arif Nihat Asya I Seccaden Kumlardı
Автор: Mehmet Ali Özçelik
Загружено: 2025-08-04
Просмотров: 2462
Tam 50 yıl olmuş Arif Nihat Asya’nın vefatı. Rahmet olması niyazıyla....
Seccaden kumlardı…
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!
Mescit mü’min, minber mü’min…Taşardı kubbelerden Tekbîr,
Dolardı kubbelere "âmin"!
Ve mübarek geceler, duâlarımız,
Geri gelmeyen duâlardı.
Geceler, ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!
Kapına gelenler yâ MUHAMMED,
Uzaktan, yakından
Mü’min döndüler kapından!
Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada azîz ümmet,
MUHAMMED ümmetiydi.
….
Konsun, yine, pervazlara
Güvercinler;
"Hû hû"lara karışsın
Âminler…
Mübarek akşamdır; ,
Gelin ey Fâtiha’lar, Yâsin’ler!
…………………...
Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi… Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi…
Nerde kaldın ey RESÛL,
Nerde kaldın ey NEBİ?
…............
...........
Haset gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı'nda derebeyi…
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği…
İyiliğin türbesine
Türbedar oldu iyi!
Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına.
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!
…
Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi, Taif’tir, kimi Hayber’dir…
Fethedemedik, yâ MUHAMMED,Senelerdir!
Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi…
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi.
Günahın kursağında
Haramların peteği!
Bayram yaptı yabanlar;
Semâvî’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar.
Atını hendeklerden-bir atlayışla-
Aşırdı aşıranlar…
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!
…
Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı…
Yere dökülmeyecekti, ey NEBÎ,
Yabanların gözünde kalacaktı!
Konsun, yine, pervazlara
Güvercinler;
"Hû hû"lara karışsın
Âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtiha’lar, Yâsin’ler!
……………………….
Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar!
Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.
Şu Tekbîr getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir.
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi.
Hakkı görmeyen
Gözlerdeydi!
Şu kuytu, cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva-ki bilinmez,
Kuşları hüdhüd müdür,
Güvercin mi, kumru mu?
Kuşlarını bir sabah,
Medine’ye uçurdu mu?
Ey Ebva’da yatan ölü,
Bahçende açtı dünyanın,
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!
Dinleyene, hâlâ,
Çöller ses verir:
"Yâleyl! " susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de, bir hac günü,
Başta MUHAMMED, yanında
Ebûbekir;
Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!
Ebubekir’de nûr,
Osman’da nûrlar…
Kureyş uluları, karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Alî’nin önünde kapılar açılır,
Alî’nin önünde eğilir surlar.
Bedir’de, Uhud’da,
Hayber’de
Hakk’ın yiğitleri, şehid olurlar…
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
Yerde kalmazdı ruh… kanatlıydı.
…………………………
Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Ya MUHAMMED, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Âdem oğullarına!
Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Îtri, bestelesin Tekbîr’ini;
Evliya, okusun Kur’an’lar!
Ve Kur’ân’ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzade Osman’lar!
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!
Gel, Ey MUHAMMED, bahardır…
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır!..
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!
Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;
Hızır kanat, Cibrîl kanat,
Nisan kanat, bahar kanat;
Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanat…
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezanlarını Dâvûd okusun!
Konsun, yine, pervazlara
Güvercinler;
"Hû hû"lara karışsın
Âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtiha’lar, Yâsin’ler!
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: