Ahmet Yurt Dede - Elîf emreyledi ol kadîr Allah (İsmâ’il Noksânî)
Автор: Cenab-ı Haydar Kulu
Загружено: 2021-07-11
Просмотров: 3347
Saru Saltuk evlâtlarından Ahmet Yurt Dede anısına
Elîf-nâme-yi İsma’il Noksânî
Elîf (ا) emreyledi ol kadîr Allah
Bâ (ب) bir nokta idüben saldı cihâne
Tâ (ت) tekmîl eyledi cümle a’zâmız
Sâ (ث) sâbit kademle erdik bir câne
Cim (ج) cinân iline yetirdi beni
Hâ (ح) Haydar bağında bitürdü beni
Hı (خ) halkdan ayırıp yitirdi beni
Dal (د) döndü vücûdum dâr-ı cinâne
Zâl (ذ) zikrim Muhammed ‘Alî'ye vardı
Rı (ر) râhım Hadîce-i Zehrâ’ya irdi
Ze (ز) zehri Hasan'dan içdim buyurdu
Sin (س) ser verdi Hüseyn içün merdâne
Şın (ش) şarâbı nûş itdim Zeynü’l-Abâ'dan
Sâd (ص) sıfât-ı Bâkır göründü cândan
Dâd (ض) zamîrim Ca'fer-i ilm-i irfândan
Tı (ط) tarîk-i Hakk'ım geldim beyâne
Zâ (ظ) zuhûr eyledim Kâzım ilinden
Ayn (ع) aynım açıldı Rızâ gölünden
Gayn (غ) gulâm-ı Kanber oldum yolundan
Fâ (ف) fakr-ı fakru’l-lah oldu beyâne
Kâf (ق) kısmetler Takî Nakî'den gelür
Kef (ک) küfrüm Askerî imâna bilür
Lâm (ل) leb-i Kevserdir sâkimiz olur
Mim (م) Mehdî'nin meyinden içmişim kane
Nun (ن) ne yüzden baktımsa göründü cemâl
Vâv (و) velâyet mührü hatm etdi kemâl
Küfr ile îmân celâl hem cemâl
Cümlesin bir bildim etmem bahâne
He (ه) hem-demim Çârdeh-i Ma’sum-i Pâkdir
Bâtınımız sultân zâhirimiz hâkdir
Lâm-elîf (لا) ile gönlümüz pâkdir
Aynı Beytu’l-lahdır düşme gümâne
Ye (ی) yolum hakîkat gülistân râhı
Yedilere yetüp bulduk dergâhı
Noksânî bî-nevâ hem rû-siyâhî
Mürvet deyüp geldim Şâh-ı Merdân'e
Güfte: İsma’il Noksânî (XIX. asır sonu - XX. asır başı)
Hâmîş: Emîrü’l-mü’minîn İmâm Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Allah tüm kitaplarda sır olarak vardır. Kur’ân’ın sırrı, sûrelerin başındaki mukatta harflerindedir.” (Bihârül-Envâr, C. 88, s. 11)
Farklı âyetlerde buyurulduğu üzere kâinattaki her şey, Kur’an-ı Kerîm’de apaçık açıklanmıştır. Hurûfîler bu noktadan yola çıkarak şöyle bir têvilde bulunurlar: “Yaratılış harflerden oluşan sesle (کن) başlamıştır. Evrendeki her şeyde bilkuvve veya bilfiil ses vardır ve bu sesler en fazla 32 tanedir, ki bu da 32 harfe (28 harf ve lâm-elîfin inbisâtından çıkan dört harfin toplamına) karşılık gelir. Bu 32 harf varlığın temelidir.
Cansızlar ve bitkilerde bu sesler bilkuvve vardır; ancak birbirlerine vurulduğunda bu sesler ortaya çıkar. Hayvanlar ise bu seslerden bir kısmını dile getirebilirler. Yaratılmışlar içerisinde sadece insan harflerin tümünü telaffuz edebilme yetisine sâhiptir.
Mademki harfler varlığın temelidir, bir şekilde tüm mevcudatta görünebilip müşahede edilebilmeli, aynı şekilde tüm mevcudat bu harflerde görüne bilmelidir. (Usluer; Hurufilik, s. 125-6)
Kaygusuz Abdâl, Seyyid Nesîmî, Şâh Hatâyî ve Noksânî gibi nice Hak âşıkları bu hakîkati nazma dökmüşler ve günümüzde Elîf-nâme adıyla bilinen şiirleri dile getirmişlerdir.
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: