ABATE
Автор: BİLİM VE SANAT MERKEZİ
Загружено: 2025-03-07
Просмотров: 231
Abate: azalmak, hafiflemek, dinmek, yatışmak
After the heavy storm, the winds began to abate, bringing relief to the town.
The doctor gave her medicine to abate the pain in her joints.
As time passed, his anger slowly abated, and he was able to forgive.
The government took action to abate pollution in the city.
She waited for the excitement in the crowd to abate before continuing her speech.
The firefighters worked tirelessly to abate the raging wildfire.
His fear of public speaking did not abate despite months of practice.
The noise from the construction site finally abated in the evening.
They hoped that the economic crisis would abate soon.
As the sun set, the intense heat of the desert began to abate.
Şiddetli fırtınadan sonra rüzgarlar dinmeye başladı ve kasabaya rahatlama getirdi.
Doktor, eklemlerindeki ağrıyı hafifletmek için ona ilaç verdi.
Zaman geçtikçe öfkesi yavaş yavaş azaldı ve affedebildi.
Hükümet, şehirdeki kirliliği azaltmak için harekete geçti.
Konuşmasına devam etmeden önce kalabalıktaki heyecanın dinmesini bekledi.
İtfaiyeciler, şiddetli yangını söndürmek için durmaksızın çalıştı.
Aylarca pratik yapmasına rağmen topluluk önünde konuşma korkusu azalmadı.
İnşaat alanından gelen gürültü akşam saatlerinde nihayet azaldı.
Ekonomik krizin yakında hafiflemesini umuyorlardı.
Güneş batarken, çölün kavurucu sıcağı azalmaya başladı.
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: