HER İNSAN,SEVİLMEK İÇİN YARATILMIŞTR ÇÜNKÜ ALLAH’IN ANTİKA BİR SANATIDIR(Fethullah Gülen Hocaefendi)
Автор: Pırlanta Sözler
Загружено: 2021-06-29
Просмотров: 8451
Kanalımdaki videolarımı kaçırmamak için abone olmayı unutmayın!
/ @pirlanta_sozler
Bu sohbetin tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz..
https://www.herkul.org/bamteli/sabirl...
Her insan, insan olduğundan dolayı sevilmeye layıktır.
abide bir varlıktır insan.
Soru: 1) Sayıları az da olsa, bazı ülkelere hicret eden arkadaşların, oranın halkını sevemedikleri, adetlerine/yaşayışlarına alışamadıkları ve dolayısıyla onlarla kaynaşamadıkları, neticede kendi arkadaş çevrelerinin dışına çıkamadıkları naklediliyor. Bir hizmet eri için muhataplarının keyfiyeti ve onları sevip sevememesi ne ölçüde önemlidir? Bu hususta fiilî ya da kavlî olarak yapılması gerekenler nelerdir?
-Belki kültür ortamı farklılığının çok bariz olduğu nadir yerlerde, arkadaşlar, oranın adetlerine/yaşayışlarına alışamamış ve dolayısıyla onlarla kaynaşamamış olabilirler. Fakat, sevginin açamayacağı kapı yoktur; hizmet erleri, herkesi sevgiyle kucaklamalı, gönüllere girmek için meşru her yolu denemeli ve bu konuda gereken fedakarlıkları ortaya koymalıdırlar.
-Allah (celle celalühu) Rahman ism-i şerifiyle tecelli buyuruyor; mü’min, kâfir, mülhid, ateist, deist… tefrik etmeden herkesin rızkını veriyor. Allah ahlakıyla ahlaklanmalı; herkese el uzatmalı ve bir yönüyle hep verici olmalı.
Her insan, Cenab-ı Hakk’ın bir sanatı olduğundan dolayı sevilmeye layıktır. Mevlâ-yı Müteâl, insan kalbini herkese karşı -bir ölçüde alâka duyacak kadar geniş yaratmıştır. Mü’minler, evvelen ve bizzat Allah’ı, sonra da O’ndan ötürü diğer inananları severler; başkalarına karşı da, Allah’ın birer sanatı olmaları itibarıyla yine O’ndan ötürü alâka duyarlar. Hakk’ın tecelli ve teveccühlerinin hatrına herkesle ve her nesneyle bir çeşit münasebete geçer, bütün varlığı O’nun isim ve sıfatlarının değişik renk, değişik desen ve değişik edada birer tecellisi olarak takdirlerle alkışlar ve temâşâ ettikleri her şeye “Bu da Senden.” diyerek ilahî sanata karşı hayranlık hisleri içinde bakarlar.
-İnsan, içinden gelmese bile başkalarına yakın durmaya ve yüce hakikatleri onların gönüllerine de duyurmaya çalışmalıdır. Zorluklarına rağmen karda kışta abdest almak gibi nefsin hoşuna gitmemesine rağmen yapılan ibadetler insana ziyadesiyle sevap kazandırır. Aynen öyle de hoşumuza gitmese bile farklı kültürler karşısında dişimizi sıkıp sabretmemiz bize çok sevap kazandırır.
-İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir beldeyi teşrif buyurduğu esnada;
“Allahım, bu beldenin bolluğuyla bizi rızıklandır. Veba gibi hastalıklarından bizi koru. Bizi bu beldenin halkına, bu beldenin salihlerini de bize sevdir. Allahım, burayı bizim için bereketli eyle.” şeklinde dua ediyordu. Efendiler Efendisi (aleyhissalâtü vesselâm) insanların gönüllerini kazanabilmek, oralara sevgi tohumları ekebilmek için hem gerekli sebeplere müracaat etmiş, meselâ onlarla hep diyalog hâlinde bulunmuş, münasebetlerin kesilme noktasına gelmemesi için perdeyi yırtmamış, hem de kavlî dualarıyla, muhataplarının gönüllerinde sevgi yaratması için Cenâb-ı Hakk’a el açıp yalvarmıştır.
–Fiilî dua olarak zâhirî esbap açısından yapılması gerekli olanları yapmakla beraber, gittiğimiz beldenin halkını sevmek ve onlar tarafından sevilmek için Cenâb-ı Hakk’a el açıp yalvarmamız da bu hususta duanın kavlî olanıdır. Biz de Rasûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) yaptıkları duayı okumalı, “Allahım, o belde halkının salihlerini bize, bizi de onlara sevdir.” demeliyiz. Ayrıca her gün belki defalarca şu duayı tekrar etmeliyiz:
Allahım! Kelimetullahı ve kelimetülhakkı dünyanın her yerinde bir kez daha i’lâ buyur. Bizim ve dünyanın her köşesindeki bütün kullarının kalblerini imana, İslam’a, Kur’ân’a ve iman hizmetine aç ve bizi bu vazifede istihdam buyur. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için sevgi ve hüsnükabul vaz’et.
-Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, “Allahım beni kendi gözümde küçük, insanlar nazarında ise (yüklediğin misyona uygun şekilde) büyük göster” diye dua ediyordu. Tâif dönüşünde de bu istikamette şöyle niyaz etmişti ki daha sonra bu dua bütün Hak dostlarının yakarışlarına dahil olmuştu:
“Allahım, güçsüzlüğümü, zaafımı ve insanlar nazarında hakir görülmemi Sana şikâyet ediyorum. Yâ Erhamerrâhimîn! Sen hor ve hakir görülen biçarelerin Rabbisin. Benim de Rabbimsin.. beni kime bırakıyorsun? Kötü sözlü, kötü yüzlü uzak kimselere mi, yoksa işime müdahil düşmana mı? Eğer bana karşı gazabın yoksa, çektiğim mihnetlere, belâlara hiç aldırmam. Ancak afiyetin arzu edilecek şekilde daha ferahfeza, daha geniştir. İlâhî, gazabına giriftar yahut hoşnutsuzluğuna dûçâr olmaktan, Senin o zulmetleri parıl parıl parlatan dünya ve ahiret işlerinin medâr-ı salâhı Nur-u Vechine sığınırım. İlâhî, Sen razı olasıya kadar Senin affını muntazırım! İlâhî, bütün havl ve kuvvet sadece Senin elindedir.”
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: