Çanakkale'de Her Gün Binlerce Asker Öldü — 9 Ay Kimse Durduramadı
Автор: Hayatın Gizli Yüzü
Загружено: 2026-01-17
Просмотров: 2448
Çanakkale'de Her Gün Binlerce Asker Öldü — 9 Ay Kimse Durduramadı
19 Şubat - 25 Nisan 1915
On dokuz Şubat bin dokuz yüz on beş. Londra. İngiliz Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston Churchill bir toplantıda ayağa kalktı. Odadaki herkes ona baktı. Churchill konuşmaya başladı.
"Hızlı olacak. Üç hafta. Maksimum üç hafta."
Odadaki generaller, amiraller, bakanlar not aldı. Üç hafta. İyi haber.
Churchill devam etti. "Savaş gemilerimiz Çanakkale Boğazı'na girecek. Türk kalelerini bombalayacak. Kaleler düşecek. Mayınları temizleyeceğiz. Filo İstanbul'a kadar ilerleyecek. Türkiye savaştan çıkacak. Rusya'ya yardım yolu açılacak. Akdeniz'deki savaş bitecek."
Herkes başını salladı. Plan basit görünüyordu. Ve hızlı. Üç hafta.
Ama Churchill bir şey söylemedi. Ya üç hafta değilse? Ya üç ay sürerse? Ya kimse ne zaman duracağını bilemezse?
Bu sorular sorulmadı. Çünkü kimse üç haftadan fazla süreceğini düşünmüyordu.
Çanakkale Boğazı açıklarında. Pasifik Okyanusu sessizdi. Rüzgar yoktu. Güneş parlıyordu. Birkaç kilometre açıkta İngiliz ve Fransız savaş gemileri sıraya dizildi.
Hedef: boğazın her iki tarafındaki Türk kaleleri. Seddülbahir. Kumkale.
Saat on. İlk top atışı.
Gemi topları Türk kalelerini hedef aldı. Saatler boyunca bombaladılar. Türkler cevap vermedi. Sessizlik. İngilizler düşündü: "Kaleler yıkıldı. İşe yarıyor!"
Sonra gemiler üç kilometre kadar yaklaştı. Ve Türk topçuları ateş etti.
Kaleler yıkılmamıştı. Topçular oradaydı. Beklemişlerdi. Şimdi karşılık veriyorlardı.
İlk gün bitti. Kaleler hala ayaktaydı. Ama İngilizler endişeli değildi. "Sadece bir gün. Yarın devam edeceğiz."
İngiliz planının ikinci aşaması: mayınları temizlemek. Boğaz mayınlarla doluydu. Türkler yüzlerce mayın döşemişti. Gemiler ilerleyemezdi.
Çözüm: tarama gemileri. Ama sorun vardı. Tarama gemileri asker gemisi değildi. Sivil balıkçı tekneleriydi. Savaş için dönüştürülmüştü. Mürettebat sivil balıkçılardı.
Ve Türk kaleleri onları ateş altına aldı.
Tarama gemileri ilerlemeye çalıştı. Türk topları ateş etti. Balıkçılar panikle geri döndü. Mayınlar temizlenmedi.
Komutanlar İngiliz balıkçılara bağırdı: "İlerleyin! Mayınları temizleyin!"
Balıkçılar: "Biz asker değiliz! Bizi vuracaklar!"
Komutanlar: "Emir bu!"
Balıkçılar tekrar denedi. Türkler tekrar ateş etti. Tarama gemileri tekrar geri döndü.
Mart başı. Mayınlar hala oradaydı.
Amiral Carden sinir krizi geçirdi. Görevden alındı. Yerine Amiral John de Robeck geldi.
De Robeck emri aldı: "Kesin saldırı. Mayınlar temizlenmese bile. Gemilerle zorla geçin."
On sekiz Mart. On sekiz İngiliz ve Fransız savaş gemisi Çanakkale Boğazı'na girdi. En güçlü gemiler. En büyük toplar. Kararlıydılar.
Saat on bir. Gemiler ilerledi. Türk kaleleri ateş etti. Gemiler karşılık verdi. Dev top sesleri. Duman. Kaos.
Saat on üç. HMS Irresistible mayına çarptı. Gemi titredi. Su almaya başladı. Batıyordu.
Saat on dört. HMS Inflexible ağır hasar gördü. Mayın patlaması. Güverte yırtıldı. Yüzlerce denizci öldü.
Saat on beş. Fransız savaş gemisi Bouvet mayına çarptı. İki dakikada battı. Altı yüz elli denizciden altı yüz elli ikisi öldü. Sadece elli iki kişi kurtuldu.
Saat on sekiz. Savaş bitti. Üç gemi battı. Üç gemi ağır hasar gördü. Yedi yüz denizci öldü.
Amiral de Robeck gemisinde oturdu. Başını ellerine aldı. "Sadece gemilerle devam edemeyiz."
Londra'ya telgraf gönderdi: "Donanma tek başına boğazı zorlayamaz. Kara birlikleri gerekli."
Churchill telgrafı okudu. Yüzü soldu. Donanma yetmemişti. Ama geri dönemezdi. Prestij. İtibar. "Türklerden geri çekildik" denemezdi.
"Peki gemiler yetmezse, asker göndeririz. Sadece birkaç hafta daha."
Savaş Bakanı Lord Kitchener toplantıya geldi. "Ne kadar sürer?"
Churchill: "Üç hafta. Belki dört. Daha fazla değil."
Kitchener: "Kaç asker gerekli?"
Yunan komutanlar (bölgeyi iyi bilenler) Kitchener'a rapor göndermişti. "Yüz elli bin asker gerekli. Çanakkale'yi almak için minimum yüz elli bin."
Kitchener raporu okudu. Başını salladı. "Abartıyorlar. Yetmiş bin yeterli. Türkler uzun dayanamaz."
İngiliz ordusu hazırlandı. Ama sorunlar vardı.
Komutan: General Ian Hamilton. Deneyimli. Ama modern savaş tecrübesi az. Kolonilerde savaşmıştı. Somali. Güney Afrika. Ama böyle büyük bir çıkarma operasyonu? Hiç.
Askerler: Yirmi dokuzuncu İngiliz Tümeni. ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri). Fransız birlikleri. Toplam yetmiş bin asker.
Eğitim: Yok. Sahile çıkış eğitimi almamışlardı. Hiçbiri denizden karaya çıkarma yapmamıştı.
Özel çıkarma tekneleri: Yok. Normal gemiler kullanacaklardı.
İstihbarat: Yetersiz. Türk savunması hakkında bilgi azdı. Haritalar eski. Bazıları bin sekiz yüzlerden.
Hamilton bu sorunları gördü. Ama komuta merkezini Imbros adasına kurdu. Muharebe alanından uzakta. Komutan cephede değil, adada olacaktı.
Ve kimse sormadı: "Ya planımız işe yaramazsa? Ya çabuk bitmearse?"
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: