Yunan Karargâhında Söylenen Tek Cümle Sakarya’yı Kaybettirdi — Emir Zinciri 3 Saatte Çöktü
Автор: Hayatın Gizli Yüzü
Загружено: 2026-01-14
Просмотров: 1316
Yunan Karargâhında Söylenen Tek Cümle Sakarya’yı Kaybettirdi — Emir Zinciri 3 Saatte Çöktü
Yirmi dokuz Ağustos bin dokuz yüz yirmi iki.
Sabah.
Saat on.
Dumlupınar.
Küçük bir kasaba.
Anadolu'nun ortasında.
Ama bu sabah...
Bu sabah Dumlupınar farklıydı.
Kaos.
Tam kaos.
Yunan askerleri koşuyordu.
Her yöne.
Bazıları kuzeye.
Bazıları güneye.
Bazıları sadece... koşuyordu.
Subaylar bağırıyordu.
"Bu yöne! Bu yöne!"
"Hayır, o yöne!"
"Geri çekilin!"
"İlerleyin!"
Emirler.
Karışık emirler.
Çelişen emirler.
Bir tümen kuzeye hareket ediyordu.
Başka tümen güneye.
Aralarında... boşluk.
Türk topları uzaktan atıyordu.
Patlama sesleri.
Duman.
Toz.
Yunan generali haritaya bakıyordu.
Elleri titriyordu.
"Nerede? Nerede İkinci Kolordu?"
Kimse cevap vermedi.
Kimse bilmiyordu.
Telsiz çalışmıyordu.
Telgraf hatları kopmuştu.
Demiryolu kesilmişti.
İzmir'den haber yok.
Karargâhtan emir yok.
Sadece... sessizlik.
Ölümcül bir sessizlik.
General tekrar sordu:
"Birinci Kolordu nerede?"
Bir kurmay cevap verdi:
"Batıda efendim. Dumlupınar'a çekiliyor."
"Peki İkinci Kolordu?"
"Ben... bilmiyorum efendim."
"BİLMİYORSUN?"
Generalin sesi çatladı.
"Efendim, son rapor dün geceden. Ondan sonra... hiçbir şey."
General masaya yumruğunu vurdu.
"Nasıl hiçbir şey? Onbeşbin asker! Onbeşbin!"
"Kaybolmaz öyle!"
Ama kayboldular.
Daha doğrusu...
Bilmiyorlardı nereye gideceklerini.
Çünkü emirler karışıktı.
Her komutan farklı bir şey duymuştu.
Her birlik farklı bir yöne gidiyordu.
Ve Türkler...
Türkler bunu biliyordu.
Açılan boşluklara giriyorlardı.
Yavaşça.
Metodikça.
Kuşatma daraltılıyordu.
Bir kurmay içeri koştu.
"Efendim! Türk süvarileri batıda! Kütahya yolunu kestiler!"
General dondu kaldı.
"Ne?"
"Yol kapalı efendim. Kaçış yok."
Sessizlik.
Ölümcül bir sessizlik.
General yavaşça oturdu.
Başını ellerine aldı.
"Nasıl oldu bu?"
Kimse cevap vermedi.
"Üç gün önce... üç gün önce her şey normaldi."
Sesi fisıltıya döndü.
"Savunma hattımız sağlamdı."
"Birlikler pozisyonundaydı."
"İzmir'le iletişimimiz vardı."
Durdu.
"Nasıl... nasıl üç günde bu hale geldik?"
Ve gerçekten...
Nasıl?
[GERİ DÖNÜŞ - 3 GÜN ÖNCE]
Yirmi altı Ağustos bin dokuz yüz yirmi iki.
Saat altı.
Sabah.
Yunan savunma hattı.
Afyonkarahisar çevresinde.
Sessizdi.
Sakin.
Normal bir sabah.
Birinci Kolordu pozisyonundaydı.
General Trikoupis komutundaydı.
Dört tümen.
Onbeşbin asker.
İkinci Kolordu biraz kuzeydeydi.
General Digenis komutundaydı.
Dört tümen daha.
Onbeşbin asker daha.
Toplam otuzbin asker.
Güçlü bir hat.
Karargâh İzmir'deydi.
General Hatzianestis komutandı.
Ordu Komutanı.
Her şey organizeydi.
Her şey plana göreydi.
Ama...
Saat altı otuz.
Türk topları ateş açtı.
Patlama.
Patlama.
Patlama.
Güney sektörü.
Birinci Kolordu'nun hattı.
Ağır bombardıman.
Sonra piyade.
Türk birlikleri saldırıyordu.
Hızlı.
Şiddetli.
Yunan askerleri karşılık verdi.
Ateş.
Savunma.
Hat tutuyordu.
Saat sekiz.
Türk süvari kolordusu...
Sessizce...
Kırka geçidinden geçti.
Yunan hatlarının arkasına.
Sadece bir bölük vardı orada.
Nöbetçi bölük.
Beşyüz asker.
Karşılarında... üçbin süvari.
Çatışma kısa sürdü.
Türk süvarileri geçti.
Ve ilk şeyi yaptılar:
Telgraf hatlarını kestiler.
Saat oniki.
Hatlar koptu.
İkinci şey:
Demiryolunu patlattılar.
Saat onsekiz.
Demiryolu kesildi.
Ve o andan itibaren...
Yunan Karargâhı İzmir'de...
Kördü.
Sağırdı.
Bilmiyordu cephede ne olduğunu.
Ama bildiğini sanıyordu.
Saat yirmi üç.
Gece.
İzmir Karargâhı.
General Hatzianestis odasındaydı.
Raporlar önündeydi.
Eski raporlar.
Öğleden önceki raporlar.
Çünkü öğleden sonra... hiçbir şey gelmemişti.
Kurmay başı içeri girdi.
"Komutanım, karar bekliyorlar."
Hatzianestis haritaya baktı.
"Türkler henüz ana eksenlerini açıklamadı."
Parmağını güneye koydu.
"Burası sadece dikkat dağıtma olabilir."
"Peki emrimiz?"
Hatzianestis düşündü.
Plan vardı.
Hazır plan.
"Birinci Kolordu pozisyonunu korur."
"İkinci Kolordu... karşı taarruza hazırlanır."
"Türklerin sağ kanadına."
"Yirmi sekiz Ağustos'ta başlar."
Kurmay not aldı.
"Anlaşıldı komutanım."
"Derhal gönder."
Ve emir yazıldı.
Kâğıda.
Temiz kâğıda.
Resmi kâğıda.
Birinci Kolordu'ya: Pozisyon koru.
İkinci Kolordu'ya: Karşı taarruza hazırlan.
Emir kurye ile gönderildi.
Çünkü telgraf yoktu.
Ama...
Cephede...
Cephede durum farklıydı.
General Trikoupis karargâhındaydı.
Afyon'da.
Raporlar geliyordu.
Kötü raporlar.
"Birinci Tümen baskı altında."
"Dördüncü Tümen kaybettik."
"Türkler güneyde ilerliyor."
Trikoupis haritaya baktı.
Gördü.
Tehlike güneydeydi.
Büyük tehlike.
"İkinci Kolordu'dan takviye lazım."
"Hemen."
Emretti.
İkinci Kolordu'ya:
"Karşı taarruza hazırlık DURDUR."
"Güneye git."
"Birinci ve Dördüncü Tümenleri takviye et."
"Acil."
Доступные форматы для скачивания:
Скачать видео mp4
-
Информация по загрузке: